Kuyucaklı Yusuf İnceleme – Kitap Önerileri

Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf kitabını okuyup inceleme yazısını hazırlayan Berivan Sural’a teşekkürler. Bu tarz kitap önerileri için ilgili kategoriye gidebilirsiniz.

Kuyucaklı Yusuf İnceleme

Bugünkü yazımızın başrolü Sabahattin Ali imzalı Kuyucaklı Yusuf romanının incelemesi.Romanımız 278
sayfadan oluşmakta. Bu kitabın benim için yeri çok farklı.Lise birinci sınıftayken edebiyat öğretmenim
performans ödevi olarak bu kitabı noktası noktasına yazmamı istemişti.Sınıfımızın toplam mevcudu
34’tü.Ve çoğu arkadaşıma daha ince kitaplar vermişti.Kalın kitapları verdiği kişiler bir elin beş
parmağını geçmemişti.Övünmek gibi olmasın biz kalın kitap alanlar sınavdan yüksek not
alanlardık.Işte o günden beri kendimi bu kitabın yazarı ilan etmiştim kendi çapımda.Sabahattin Ali
bu romanında da döktürmüş.Efsane bir roman.Dehşetle tavsiye ederim.

Kuyucaklı Yusuf Konusu

Başkarakterimiz olan Yusuf küçükken annesi ve babası köyü basan eşkıyalar tarafından öldürülen hem
öksüz hem de yetim bir çocuktur.Dönemin kaymakamı Selahattin Bey yanına doktor ve savcıyı da
alarak olayın yaşandığı köyü görmeye gider.Yusuf’a rastlar.Bir erkek evladı olmayan Selahattin Bey
Yusuf’u evlatlık alır ve şehre götürür.Yusuf böylece farklı bir dünyaya atanır.Eğer Yusuf’un başına
neler geldiğini merak ediyorsanız romanı alıp okuyabilirsiniz. Okuyacak olanlara şimdiden iyi
okumalar.

Kuyucaklı Yusuf Yorum

Kimisinin hayatı kimisinin hayalidir derler.Ne kadar da doğru.Beterin beteri meselesi işte.Yusuf da
beterin beterini yaşamış diyebilirim.Bu yüzden hayata karşı içinde hiçbir beklenti hiçbir umut
kalmamış. Kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüğü anda Muazzez’e aşık olur.Ama dedim ya beterin
beteri işte.Aşkını da yaşayamıyor Yusuf.Hayat bir kez daha sillesini vuruyor.Kim bilir belki de son defa
vurmuştur.

Kuyucaklı yusuf alıntılar

Kuyucaklı Yusuf Alıntılar 

“Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş,saadet nedir?demiş. Her biri kendilerine göre cevap
vermişler.Musa:Arzı Mev’uda gitmetir;İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır;Buda:Hayatta hiçbir
arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş.Sıra bizim Muhammed’;e gelince:”Saadet, hayatı olduğu gibi
kabul etmektir…” demiş.”

“Burada sesin hiç rolü yoktu. Burada mühim olan, ifade edilen şeylerdi ve bunlar, insanı yerlere
kapanıp yüzünü topraklara gömerek düşünmeye sürükleyecek kadar büyük, umumi ve bilhassa
“insanca” idi.”

“İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya
vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti”

 

Yazar: Berivan Sural

Twitter Hesabı: berivan_sural

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir